Beş yıllık ve son Discord hikayem…

Uzun bir aradan sonra, kişisel yönlere daha odaklı olan bu hikayenin devamını paylaşmak istedim. Ve evet, bu son.

Bir şeyler yazmayalı aylar oldu. Ve emin olun ki buna ihtiyacım vardı. Düşünceleri yazılara dökmek, anlam vermeye çalışmak, sinirlenmek, duygulanmak, gözyaşları akıtmak kadar içinizi temizleyen bir şey yok.

🔒 Eğer okumadıysanız, ilk önce dört senelik Discord hikayeme göz atabilirsiniz. Bu bölümü o hikayenin bir devamı olarak görebilirsiniz.

Bu adını duymaya bıktığımız virüs 😷 dünyayı gezmeye devam ederken, yeni bir yıla girdik bile. Umarım geçmiş yılınız aileniz, arkadaşlarınız, yakınlarınız için sağ salim sona ermiştir. Zor bir dönemden geçtik, geçiyoruz, tüm bu sıkıntılar bitmeye de hazır değil gibi görünüyor… Herkese bol sağlık, sabır, şans ve başarılar diliyorum böyle bir dönemde. 🙏

Dokuz ay önce yazdığım dört senelik Discord hikayesinin ardından sizlerin geri dönüşü beni çok mutlu etti. Okuyarak düşüncelerini, görüşlerini, hatta kendi benzer deneyimlerini bile paylaşanlar oldu benimle.

❤️ Desteğiniz için çok teşekkür ederim.

Özet — Bu hikayede neler anlatılıyor?

📚 Sosyal yalnızlık: Discord’un etkileri

Discord hayatıma gireli 5 sene olacak. Çoğunlukla platformun bana getirdiği güzel yönlerini anlattığım doğrudur, öyle de oldu aslında.

Discord bana inanılmaz şeyler yaşamamı sağlayan platform oldu. Sizlere dört senelik hikayemde anlattığım gibi, bazılarınız için basit fakat benim gözümde değerli ve her yerde elde edilemeyen varlıklara sahip olmamı sağladı. Yeni arkadaşlıklar, ilişkiler, beceriler ve dahası.

Beni yakından tanıyanlar belki bilir. Gerektiğinde, yaşadıklarımı ve sıkıntılarımı açıkça dışa dökmeyi seven birisi değilimdir. Genellikle, bir sorun olduğunu istemsizce belli eder, ardından bunlardan bahsetmekten çekinirim. Bunun kötü bir şey olduğunu inkar etmem zor. Online ortamda, özel sıkıntılarımı anlatabileceğim kişi sayısı çok az. Birine güvenip, kendimden bir parçayı vermeden, haftalarca, bazen aylarca düşünürüm. Başkalarının sorunlarını dinleyip, onlara yol göstermeye çalışmak, önem veren ve dinleyen birisinin olduğunu onlara gösterip, hissettirebilmek, benim yapmaya en çok mutlu olduğum şeylerden birisi her türlü ilişkide. Kendimi çoğunlukla arka plana atıyorum. Sıkıntılarımı küçümsüyor, bunları insanlara anlatmanın gereksiz bir şey olduğuna ve onlara zaman kaybettireceğime inanıyorum…

💨 Ve biliyor musunuz, bunları buraya yazarken, bu his tamamen yok oluyor. Beyaz sayfaya yansıtılmış yazımla baş başayım. Bunu şu an birisine anlatmıyorum. Beni online ortamda az da olsa seven herkese birden anlatıyorum. Çünkü eminim ki, aylar sonra bile olsa, eninde sonunda bunu onlar da okuyacak. Bir tepki beklemeden içimi döküyorum. Tıpkı ıssız bir yere gidip, unutmak istediğiniz şeyleri canınız çıkasıya kadar bağırıp, isyan ederek dışa püskürtmek gibi. Onlarca satırı yazarken, sonunda yayınlayıp yayınlamayacağımdan bile emin değilim. Ama bunu kendim için yapıyorum. Bu sıkıntıları bir köşede tutarak ilerleyemeyeceğim yoksa…

Yalnızlık: kendi kurguladığınız bir boyut içerisinde yaşamak gibi.

Eylül 2020'den beri, neredeyse 7 aydır süren bir sokağa çıkma yasağı bulunmakta olduğum bölgede. Bunları 2020'de çok kısa aralıklarla kaldırıp, Kasım 2020 sonlarına doğru, “durumlar düzene giresiye kadar” kalıcı hale getirmeye karar verdi Fransız hükumeti. Bu kısıtlamalar her gün akşam 6'da başlayıp, ertesi gün sabah 6'ya kadar devam ediyor. Üniversiteler deseniz Şubat 2020'den beri kapalı. Bu saçma kararların çoğunlukla öğrencilere açtığı dert ve sıkıntıların detaylarına girmeyeceğim bile.

Evet, uzaktan eğitime ve evde kapalı kalmaya mahkum kalan milyonlarca öğrencilerden birisinin hikayesini okuyorsunuz. Olduğum üniversitede, ders programı burada öğrencilere sabit. Her gün, sabah 10 — akşam 6 arası online derslere katılıyoruz. Kısacası, hafta sonları hariç bütün gün evde kapalı kalmak zorundayız…

Bu zor süreçte kendimi tamamiyle internet ortamına adadım. Ağustos 2020'den beri, doğru düzgün kimsenin yüzünü görebildiğimi söyleyemem. Değişimi siz de gözlemleye çalışın. Günlük 6–8 saatimi Discord üzerinde geçirirken normal dönemde, bu günlük 15–18 saate kadar çıktı.

Doğal olarak, Discord’da okula bağlı gruplar açıldı tüm bu online derslere geçişlerin ardından. Fakat emin olun, Discord’u okula dayalı aktivitelere kullanımım %10'u aşmıyor günlük. Derslerle durumlar da çok iyi gidiyor denilemez. Günlük derslere odaklı kalabilmek imkansız bir görev gibi geliyor benim için. Artık sıktı, sıkıldım. Beni tek teselli eden şey, her şeye rağmen tamamen bırakmamış olup tutunuyor olmam. Çoğu zaman, Discord’u yan ekranımda açık bulabilmeyi istiyorum bu yüzden… “kafa dağıtmak için”.

Dışarısıyla kestiğim bu ilişkiyi online ortamla tamamlamaya kalkınca, online’a bağımlılığım güçlendi. Normal hayatta gerçekleştirdiğim şeyleri, Discord’da olduğum ortamlardan ve konuştuğum kişilerden bekledim, istemsizce.

Örneğin, eskiden arkadaşlarla, aileden kuzenlerle oturup bir yerde vakit geçirmek, okuldan sonra kafa dağıtmak gibisi yoktu. Şimdiyse, bu vakit geçirme ruhu tamamen öldü. Kimse kimseye gidemiyor vakaların hızlı yükselişi yüzünden, ve toplumu sıkan virüs korkusu yüzünden. Kendimi bazen Discord sunucularının sesli kanallarında sohbet edecek birilerini ararken buluyorum. Araya çoğu zaman aksilikler giriyor, evde ailemle birlikte aynı ortamda bulunduğum için vazgeçmek zorunda kalıyorum. Ortam müsait olmuyor, her on dakikada bir çağrıldığınızı düşünün. Rahat şekilde vakit geçiremeyeceğimi bildiğim için yanaşamıyorum.

Elbette bu canımı sıkan tek olaylar değil. Çok fazla özele kayan konular olduğu için, burada detaylarına girmeyeceğim. Fakat aile içerisinde, yakın derecede, riskli hatta ölümcül hastalıklara yakalananlar da oldu. Bunun psikolojik etkisi ve yarattığı stres apayrı oldu. Virüsü saymıyorum bile…

Anlayacağınız, bu dönemde çoğu öğrenci de olduğu gibi, bir kaygı, korku, stres ve yalnızlık içerisindeyken, kendime kötü şekilde etki veren bir şeye bağımlı halde buldum. Aklım karmakarışık. Bazen, her şeyin uzun bir süre düzelmeyeceğini ve kendimi yeni bir gerçeğe alıştırmak zorunda kaldığıma mı inandırıyorum, gerçekten bilmiyorum…

🚧 Projelerim, gidişat ve durumlar

Tüm projelerinin yer aldığı bir platformu bu şekilde yorumlayan birisinin, proje gidişatlarını yargılayabilirsiniz diye düşünüyorum.

Bundan 1,5 yıl öncesine kadar, yeni şeyler öğrenmeye her zaman meraklı birisiydim. Okul ve internet üzerinde gördüklerime heveslenip, yeni şeyler denemeyip, bir fark yaratmaya çalışmak olurdu amacım. MySQL ve PHP dili ile yapmaya çalıştığım küçük yararsız siteler halen aklımda.

Neler değişti? Bahane edermiş gibi olacak, fakat pandemi döneminin başlangıcından beri başlayan ve aylar geçtikçe güçlenen bir motivasyon kaybı var. Kendimi yeni şeylere adamamı engelleyen bir his, bir ruh hali.

En son ki hikayemde, sizlere Discord Templates isimli yeni açılan hazır Discord sunucu şablonu listeleme platformunu duyurmuştum.

Projenin yıl dönümüne son 3 ay kalmışken, proje çoğunlukla türk topluluğu tarafından yoğun ilgi gördü ve görmeye devam ediyor. Projeye bağlı Template botu neredeyse 30 000 sunucuya hizmet veriyor.

Proje bitme veya ölme yolunda DEĞİL, elimizden geldiğince de kullanıcılarımıza hizmet vermeye devam edecek. Fakat, beni endişelendiren birkaç nokta var;

  • Projeye zamanımı ayıramıyorum. Destek sunucusunda sizlerle paylaştığım üzere, bir çok planladığım yenilik, düzeltmeler aşırı yavaş bir ilerleme kaydediyor, veya askıya alındı… #TemplateV2
  • Projeden kazanç sağlamıyoruz. Projenin kuruluş sebebi hiçbir zaman kazanca bağlı olmadı. Fakat böyle hızlı büyüyen bir hizmeti ayakta tutmak inanın ki bir yerden sonra zor. Daha büyük sunucu, yeniden yazılması gereken altyapı gibi. Bunların hepsi zaman ve para gerektiriyor.
  • Projenin kendi konsepti içerisinde kapalı kalması. Hizmet şu an ki haliyle kullanıcıların çoğunlukla sunucu ve topluluk kurmalarını kolaylaştırsa da, en büyük endişelerimden bir tanesi, bu hizmetin aynı konsept üzerinde takılı kalıp, zamanla kendini geliştirememesi. Kullanıcılarımızı projeye farklı bir adım attırabilecek öneri ve geri dönüşleri yapmaya davet ediyoruz.

Kendime ait bir proje olmasa da, en son ki hikayede belirttiğim Website Moderatörü görevime orada sürdürmeye devam ediyorum.

Ekibin iyi ve neşeli havası, çoğu zaman iyi vakitler geçirmemizi sağlıyor. Discord botlarını incelemek zorlu bir iş olsa da, oraya sağladığım katkıdan fazlasıyla mutluyum.

Kısa cevap, hayır. Ne kadar ilk Discord botum olan Erbot’un veya ilk topluluk projesi olan DTHS’nin kapanması bazılarınızı üzdüğü kadar beni de üzse de, emin olun ki bunlar dönmeye hazır değil.

Her güzel şeyin bir sonu vardır. Zamanında konseptini kullanıp yitirmiş olan bu projelerin dönmesi için hiçbir geçerli sebep göremiyorum

Belki. Açık konuşmak gerekirse, zaman ve motivasyonu aynı anda bulamadığım bir dönemde, emin olun ki yeni ufuklara atılmak planlarımın arasında olan bir şey değil.

Geleceğin ne göstereceğini bilemem elbette. Keşke öyle bir şansımız olsaydı, değil mi? Ama herhangi bir projeye girişmeye karar verirsem, veya şu an ki bulunduğum projeler hakkında gelişmelerden haberdar olmak isterseniz, GitHub profilimi ve Twitter hesabımı takip edebilirsiniz.

📊 İstatistikler, beş yılın tablosu

Geçtiğimiz günlerde, Temp.gg’nin Discord sunucusunda sohbete göz atarken, tüm Discord geçmişinizin birkaç istatistiğini çıkaran bir araç hakkında konuşulduğunu okudum.

Kullanıcı ayarlarınızda bulunan ve gizlilik bölümünden istediğiniz veri paketiyle alıntılanan bu istatistikleri, şu türde bilgileri içeriyor:

  • Tüm attığınız mesajlar (sunucu + özel mesajlar)
  • Aktifliğiniz (en aktif olduğunuz saatler)
  • Harcadığınız para (Discord içerisinde, Nitro gibi)
  • Bildirimleriniz (toplam aldığınız ve üstüne tıkladıklarınız)

Bu pakette olan bilgileri, açık kaynak olan bu araca gönderdiğinizde, onları inceleyip, karşınıza çıkan tarayıcı içerisinde görüntüleyebiliyorsunuz.

Bu beş yıllık sayıları, sizlerle paylaşmaya karar verdim.

- 3 605 farklı kişiyle konuştunuz,
- 797 611 mesaj (günlük ortalama 457 mesaj) gönderdiniz

- 19 471 087 karakter içeren mesajlar gönderdiniz
- Discord ve server kelimeleri en çok kullandığınız kelimeler oldu

- 29 016 kez (günlük ortalama 16 kez) Discord’a giriş yaptınız
- 3 563 adet bildirime tıkladınız

- 546$ Discord üzerinde harcandı

- Akşam 18:00–23:00 en aktif olduğum zaman dilimi oldu
- Akşam 19:00
en aktif olduğum favori saatim oldu

- Sabah 3:00–6:00 en inaktif olduğum zaman dilimi
- Sabah 5:00 en inaktif olduğum saat oldu

Kişilerin gizliliğini korumak adına, burada özelden en çok konuştuğum 10 kişiyi belirten bölümün resmini paylaşmayacağım.

Fakat, size şunları söyleyebilirim:

1. kullanıcı, ilk aşk hikayeme bağlı olan kişi (19,670 mesaj)
2. kullanıcı, ikinci aşk hikayeme bağlı olan kişi (10,418 mesaj)
3. kullanıcı, benim 1,5 yıldır tanıdığım çok iyi bir arkadaşım (7,460 mesaj)
5. kullanıcı, benim 4 ay önce tanıştığım çok iyi bir arkadaşım (3,650 mesaj)
7. kullanıcı, silinmiş bir Discord hesabı 🕵️
10. kullanıcı, benim 3 yıldır tanıdığım bir “Can” dostum (2,067 mesaj)

Kalan diğer 4 kullanıcılarla, 2 yılı aşkın süredir hiçbir iletişimim olmadı.

❤️ Aşk hikayesi, kendimi kandırmışım

*derin bir nefes alır*

Önceki Dört senelik hikayemde, okuyanların en çok ilgisini çeken bölüm aşk hikayeleri oldu. Muhtemelen anlatılması olağan dışı olduğu için.

Yapmayı istemediğim, ama kendim için yazmam gereken bölüme hoş geldiniz. Duygusal anlamda benim için güçlü ve önemli olan bu kısmı, bu nedenle hikayenin sonuna ayırmaya karar verdim.

En son ki hikaye de bulunan şu son bölüm, hikayelerini benimle paylaşanların dikkatinden kaçmadı:

Bu dönemden sonra, bugünlere kadar konuşmaya devam ediyoruz. Hiçbir şey olmamış gibi, normal iki arkadaş gibi… Geleceğin bizlere neler hazırladığını bilemeyiz. Kim bilir, belki de ileride bu hikayenin devamını yazıyor oluruz…

Neden mi? “Eski sevgilisiyle arkadaş mı kalınır?” soranından tutun, “bana böyle davrananla arkadaş falan olmam” diyeninden, ilişkileri bitti diye düşman kesenine kadar, ilk başlarda ilginç bulduğum geri dönüşler aldım.

Aranızda uzun mesafeli ilişkilere inanmayanlar da çoktu. Bu konuda hemfikir değilim açık konuşmak gerekirse. Evet, biliyorum… bu ayakta tutması ve yaşaması zor bir şey. Sevdiğiniz kişiye dokunamamak, kokusunu bilememek, ona dakikalarca, saatlerce sarılamamak, istediğinizde onun omuzunda ağlayamamak… Ama sevgi karşılıklı olduğu sürece, düzgün ve sağlıklı bir iletişim şekli koruduğunuz sürece, bunun üstesinden gelmenin mümkün olduğuna bütün kalbimle inanıyorum. Bir insanı kişiliği için değil de, görünüşü veya sahip olduğu varlıklar için seviyorsanız, yaşadığınız şey aşk değil. Bunu bilin.

Tüm bunları düşünecek çok vaktim oldu. Fazlasıyla, hatta belki de çok fazla düşündüm. Sorulara cevap aramak yoruyor en çok sizi. Böyle bir ilişkiden çıktığınızda, genellikle sadece ayrılma sebebinizi kazırsınız aklınıza.

Ama ilşkinizi temsil eden bir meyve ağacı olduğunu düşünün. Zamanla, siz ona bakarak, ayırdığınız vakitle, önemle büyür o ağaç. Birlikte diktiğiniz o sevgi ağacının meyveleriyle beslenir ilişkiniz. Meyveleri birlikte toplamazsanız o büyüyen ağaçtan, tek başına üstesinden gelemezsiniz. Meyveler çürür ve dökülür zamanla. Herkes ister ki ilişkisinde, o ağaç meyvelensin, arkanızı döndüğünüzde “o” yanınızda olsun.

İkinci aşk hikayem, son ağacımdı. Ve en sonunda, o ağacı kesmek zorunda kaldığınızda acıyor en çok canınız. Meyveler, bakımsızlıktan zaman geçtikçe daha hızlı çürür, üstünüze düşmeye devam ederek her defasında daha derin yaralar açmaya devam eder.

Ve ben o hatayı yaptım. Meyveler dökülürken, tek yaptığım şey her defasında bir şans daha tanımaktı, geri dönüşünü beklemekti… Bir kez, iki kez, on kez, elli kez… Verdiğim fırsatları fark etsin istedim artık, mesajlarla, tepkilerle… Çünkü bu böyle sebepsiz, mantıksız şekilde bitemezdi kafamda. Görmedi bunları. Veya görmezden geldi, kim bilir…

Onu nasıl etkilediğini soracak olursanız, bir şey diyemem. Çünkü duyguları ve düşündükleri hakkında ciddi ve açık sözlü olmadı hiçbir zaman. İlişki de bu yüzden bitmemiş miydi zaten?

İşte tam o anda anladım her şeyi: bu zamana kadar kendimi kandırdım. Şimdi anlıyorum başında ilginç bulduğum tepkilerinizi. Evet, içimde hüzün de var, nefret de var. Ama amacım ona karşı nefret saçmak değil, hiçbir zaman öyle bir niyetim olmadı da. Böyle kötü bir dönemde, kalbimi paylaşabilmeyi, desteklenmeyi, yalnız olmamayı, sevgi görmeyi istedim sadece.

Ama yanlış yaptım. Biliyorum. İstediğimi yanlış yerde arıyordum. Çoğunuz hissettiklerimi, niye böyle davrandığıma anlam veremeyeceksiniz. Ama aşk, sevgi bu. Kim anlatabilmiş şimdiye kadar bu garip ve bilinemedik şeyi ki zaten? Sonunda yaptığım hataların farkındayım, en önemlisi de bu.

Ellerimle, kazıya kazıya, acı çekerek ve zorla, o devasa ağacı hayata bağlayan köklerinden koparmak zorunda kaldım.

Ve emin olun, bunun ben de bıraktığı izleri geçmeyecek.
Beş yıllık ve son Discord hikayem. Süre doldu.

French Student. Founder of Temp.gg.

French Student. Founder of Temp.gg.